Kapitalizm Eleştirilerindeki Kavram Yanılgısı: Kapitalizm = Egoizm

by mertnuhoglu on June 15, 2011

İşletme literatürünü üniversitede yıllarından beri okurdum. Aradan geçen zamanda, internet tabanlı pazarlama yöntemleri öne çıkmıştı. Ne var ki, bazı temel sorunlar, aynı şekilde devam ediyordu. Genel olarak, işletme kültüründeki, köşe dönmeci, ne pahasına olursa olsun kazanmaya odaklanan, her şeye bir araç olarak bakan anlayıştan rahatsız oluyorum. Bu anlayışın, ahlaki olarak ciddi sorunlar içerdiğini düşünüyorum. Ayrıca bu anlayışın, ne insanı ne de piyasayı doğru anladığını düşünüyorum. Ben de serbest piyasaya ve liberal ekonomiye inanıyorum; ama liberal veya kapitalist düşüncenin içinde ciddi farklılıklar olduğunu da düşünüyorum.

Kapitalizmin, Türkiye’de tutarsız bir şekilde eleştirilen bir düşünce olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi, kapitalizmi ahlaksız bir felsefe olarak kabul ediyor. Kapitalizmin, eşitliğin, adaletin düşmanı olduğuna inanan çok kişi var. Pek çok kişi için, kapitalizm bir günah çukuru. Ben böyle düşünmüyorum.

Kapitalizmin Doğru Tanımı

Kapitalizm, şöyle algılanıyor: Ben zenginleşeyim, başka insanlara ne olduğu umrumda değil. Bencillik, köşe dönmecilik, paragözlük olarak algılanıyor kapitalizm. Halbuki, kapitalizm, aslında sadece ve sadece iki tane temel ilkeden ibaret bir şey. Ekonomi teorisinde kapitalizm şu anlama geliyor:

1. Üretim araçları, özel mülkiyetin elindedir.

2. Hizmet ve ürünlerin fiyatı, piyasa tarafından belirlenir.

Yani devlet ne fiyata müdahele eder, ne de piyasada alıcı veya satıcı olarak rol alır.

Fakat ahlaki bir perspektifle kapitalizmi eleştirenler, bu yukarıdaki varsayımları değil, gözünü hırs bürümüş insanların dünya görüşlerini ve ahlaki tavırlarını eleştiriyorlar. Bu eleştirinin önemli bir haklılık payı da var; zira piyasada iş yapan insanlar, çeşitli etkilerle, ahlaka uygun olmayan davranışlar yapabiliyor. Pazarlama, satış ve reklamcılıkla ilgili kitaplar, müşterileri manipüle etmekle ilgili yüzlerce teknik içeriyor. Bazı satıcılar, bu teknikleri hiçbir yerde okumadan kendileri doğal yollarla buluyor. Ama okumuş satıcılar, eğer kendilerine ahlaki sınırlar koymuyorlarsa, genelde müşterileri kandırmada çok daha başarılı.

Ben hangi taraftayım?

Ben yukarıdaki iki temel ilkenin doğru olduğu kanısındayım. Üretim araçları, özel mülkiyetin elinde olmalı. Devlet tümüyle üretimden elini eteğini çekmek zorunda değil. Ülkenin ekonomik durumuna göre, devletin ekonomideki ağırlığı değişebilir. Mesela, henüz özel sektörün gelişmediği, altyapının zayıf olduğu ülkelerde, devletin ekonomide daha öncü bir aktör olması, yararlı olabilir. Fakat prensip olarak, devlet ekonomiyi özel sektöre zaman içinde devretmeli. Kendisi piyasa düzenleme (regülasyon) rolü üstlenmeli.

Türkiye’deki kapitalizm düşmanlığını da, ekonomi teorisi açısından doğru bulmuyorum. Kapitalizmi bir şeytan ideolojisi gibi eleştirenler de aslında, kapitalist ekonomik teorinin temel varsayımlarını destekliyorlar. Onlar aslında ekonomi teorisi açısından değil, ahlaki olarak para hırsını, egoizmi, haksızlığı eleştiriyorlar. Burada bir kavram yanılgısı var gibi geliyor bana.

Eğer farklı düşünüyorsanız, lütfen yorumlarınızı paylaşın. Kapitalizm, yukarıda bahsettiğim ekonomik iki temel ilkenin dışındaki bir şeyleri içeriyor mu, ekonomi teorisi açısından? Eğer haklıysam, yani kapitalizm eleştirileri bir kavram yanılgısı içeriyorsa, o zaman sizce ne yapmalı? Bu kavram yanılgısına karşı mı durmalı, yoksa bencillik, haksızlık veya para hırsı yerine "kapitalizm" adındaki yanlış tanımlanmış kavramı mı eleştirmeli?

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Next post: