Girişimcilikle ilgili beni tutkulu kılan şeyler neler?

1352 words · 7 min read

Hayatım boyunca hep büyük hayallerim olmuştur. Çocukken fizikçi olmayı hayal ederdim. Fizik yoluyla, dünyayı kurtaracaktım. Süper bir kahraman olurdum, çocukluk hayallerimde.** **20 yaşıma geldiğimde, çok büyük bir zenginliğim olacaktı. Tüm kötülükleri yok edecektim. Hayalimde kötülerle karşılıklı oturduğumu hayal ederdim. Bir emir verecektim, bir hamle yapacaktım, hemen her şey düzelecekti. Her şeyi düzeltmemi sağlayacak sihirli bir formülüm vardı. Bilim ve zenginlik. Zenginliğe nasıl ulaşacağımı tam olarak bilmiyordum; ama bunun olacağından yüzde yüz emindim.

Zaman geçtikçe hayallerim değişti; fakat gerçek şu ki, hiçbir zaman kaybolmadı. Sadece şekil değiştirdi. Biraz daha mütevazileşti, biraz daha gerçekçileşti. Sihirli formüller kayboldu. Sınırlarımı daralttım; ama yine de bakıyorum da hala o kadar çok iz var ki, o çocukluk hayallerimden. Açıkçası bundan şikayetçi de değilim. Gerçekçilikten uzaklaşmadığım sürece, hayallerimin çok yararları olduğunu düşünüyorum.

Eskisi gibi her problemi istediği anda çözecek bir kahraman olarak kendimi hayal etmiyorum; ama dünyada çok güzel şeyler yapmayı hala çok istiyorum ve buna inanıyorum. İlla hayallerimi gerçekleştirmem şart değil, bence hayalin en önemli değeri, insana bir yön vermesi ve insanın Rabbine dua etmesini sağlaması. **Esas önemli olan, hayrı istemek ve bunu da tüm mülkün sahibi olan Zattan istemek. **Fiili gayret ise, samimi isteğin doğal bir sonucu. Böyle olunca, hem hayallerim beni çok kuvvetli bir şekilde motive ediyor; hem de hayallerimin aslında gerçekçi olmadığını gördüğümde bunu anlayışla karşılıyorum.

İşle ilgili hayalim ne?

Çok yenilikçi bir şirket kurmayı istiyorum. Hayatımızdaki pek çok probleme çözüm olacak bir şirket örneği kurmak istiyorum. Mesela Türkiye ekonomisindeki en önemli sorunlardan biri, yenilikçi teknolojiler geliştirmenin şirketler tarafından benimsenmeyişi. Teknoloji geliştirmenin katma değeri çok yüksek olduğu halde, çoğu firma düşük kar marjlarıyla çalışılan emek veya sermaye yoğun işleri sürdürüyor. Bunların ekonomik olarak büyük önemi olduğunu kabul ediyorum; fakat bir yandan da firmaların yenilik geliştirme becerilerini de artırması, bunu çekirdek bir yetenek haline getirmeleri gerekiyor.

Kendi iş girişimimi kurmak öteden beri istediğim bir şeydi. Girişimciliğin, kurumsal bir yerde kariyer yapmaktan çok farklı olduğunu düşünüyorum. Kurumsal kültür, hiyerarşik yapıdadır. Üst kademeler, alt kademeler üzerinde sınırlar koyar. Mevcut kurumsal iş kültürü, bireysellikleri, farklılıkları törpüler. Herkesi aynılaştırır**. **Ben bu tarz bir ortamda yaşamak istemiyorum. Ortama ayak uydurmak adına, olduğumdan farklı yaşamak istemiyorum. Bütün kurumsal firmalar böyle değildir elbette. Kurumsal yerlerde çalışan herkes böyle hissetmiyor olabilir. Yanlış anlama olmasın, kimseyi kötülemek istemiyorum. Sadece ben, kendi adıma, kurumsal ortamların kültürünü kendim ve pek çok kendisini sınırlanmış hisseden kişi için, fazla monoton buluyorum.

Girişimciliğin Güzel Yönleri

Girişimcilik bunun tersi yönde fırsatlar sunuyor. Sonuçta kendi kuracağım organizasyonu nasıl şekillendireceğim, önemli ölçüde benim elimde. **Ben insanların kendi farklılıklarıyla yaşayabileceği, özgürlükçü bir çalışma ortamı oluşturmak istiyorum. **Ayrıca genel olarak, pek çok işletmedeki rekabetçi kültürden de rahatsızım. İnsanların birbirine güvendiği, rahatlıkla bilgilerini paylaştıkları bir ortam kurmak istiyorum. Hatta, bu paylaşımcı kültürün sadece kendi şirketimin içinde kalmamasını, rakiplerimizi, iş ortaklarımızı, tedarikçilerimizi ve müşterilerimizi de kapsayacak şekilde genişlemesini istiyorum. Özet olarak, girişimcilik yoluyla kendi çalışmak istediğim iş kültürünü oluşturmak istiyorum.

Girişimci olmak isteyişimin bir başka nedeni, bunun içindeki heyecan duygusu. Sürekli olarak, bilmediğim yeni alanları keşfetmem gerekiyor. Çok geniş bir alanda çalışmam gerekiyor. Bu bir yandan beni çok zorluyor; ama bir yandan da bana büyük mutluluk veriyor; eğer öğrenme ve yeni alana uyum sağlama süresince yaşadığım zorluklara sabredebilirsem. Her zaman bu olmuyor. Bazen vazgeçtiğim, bunaldığım da oluyor. Bu da doğal.

Yeni alanları keşfetmenin dışında, rakiplerle mücadele etmek, kendi sınırlarımla mücadele etmek de bence güzel bir heyecan. Tabi bu işin içinde yenilmek de var. Hatta bazen rakiplere karşı öfkeli duygular içermek de olabiliyor. Rekabetin bu tür menfi yönlerini bir şekilde aşabilmek istiyorum. Bunun da kendimle ilgili ruhsal bir tekamül gerektirdiğini düşünüyorum. Kendimle bu mücadeleye de girmek istiyorum.

Girişimci olmak isteyişimin en önemli yönlerinden biri de, bunun sunduğu potansiyel büyük ödüller. Burada ilk akla gelen, para. Ancak bence para dışında başka büyük ödüller daha var. Mesela, topluma katkı, kişinin kişisel yeteneklerinin gelişimi. Bunlar da en az para kadar, beni motive ediyor.

Nasıl Bir Çalışma Ortamı Hayal Ediyorum?

Çok eskiden beri girişimci olmayı istiyorum. Ben şu an içinde kendim çalışsam çok mutlu olacağım türden bir organizasyon kurmak istiyorum.

Çok yenilikçi bir iş kültürü olsun istiyorum. İnsanları risk almaya teşvik etmeli iş kültürü. Farklı fikirlerini test etmekten korkmasın insanlar. İlla işle ilgili olması şart değil, kendi yaşamlarına ait farklılıkları da yaşayabilsinler.

Yenilikçiliğin temelinde, paylaşımcılık, yardımlaşma, açıklık gibi güvenle ilgili özelliklerin yattığını düşünüyorum. Hemen **hemen tüm güzel işler, ancak takım çalışmasıyla başarılabilir. **Bir kişinin kendi başına yeni bir eser geliştirmesi bile, çoğunlukla o kişiye güven veren sosyal bir ortamda gerçekleşir diye düşünüyorum. Üretken takım çalışması ise, ancak birbirine gerçekten güvenen, birbirine kendi fikirlerini korkmadan veren bir toplulukta ortaya çıkar. Böyle bir toplulukta çalışmak herkesi mutlu eder. İnsanlar, yaratılışı gereği, paylaşmayı ve yardım etmeyi sever. Böyle ortamlarda, gerçekten unutulmayacak dostluklar oluşur. Mizah ve hoşgörü gelişir.

**İnsanlar üretken oldukça, kendilerine daha çok güvenirler. **Kendilerine güvendikçe, daha büyük buluşlar yapabilir ve daha yararlı girişimlerde bulunabilirler. Bu şekilde çalışmak insana lezzet verir. Çalışma zevki ise, işteki üretkenliği artırır. Yani bu süreç, kendi kendisini besleyen pekiştirici bir geribesleme sürecidir.

Ben özellikle teknoloji alanında çalışmak istiyorum. **Teknoloji üretmenin katma değerinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum. **ABD’de Google, Microsoft, Apple gibi teknoloji öncüsü firmalar dünyanın en büyük firmaları arasında. Bu firmalar, GM, Shell, P&G gibi firmalardan çok sonra işe başladıkları, çok daha düşük bir sermayeye ve iş gücüne sahip oldukları halde, bu firmalara denk gelecek iş büyüklüklerine ulaştılar. Bana kalırsa, bu firmaların kendi boyutlarından ziyade, dünya ekonomilerine yaptıkları katkı, Shell, P&G gibi muadillerinden pek çok kat daha fazladır. Teknoloji firmaları, insanların hayatına yaptıkları çok büyük katma değere karşılık, aldıkları ücret bu katma değerin çok küçük bir kısmı. Mesela, Google sayesinde, normal yollarla ulaşmamızın mümkün olmadığı, aylar sürecek araştırma bilgilerine saniyeler içinde erişebiliyoruz. Google’ın hepimizin hayatına, özellikle araştırmacıların hayatlarına yaptığı katkı, onlarca yıllık bir emek zamanını tasarruf etmek kadar büyük.

Teknoloji geliştirme alanı çok heyecanlı bir alan. Sürekli yeni değişimler oluyor. Hepimiz son 10-20 yıllık dönemde, bilgisayarlarla, internetle ve mobil iletişimle tanıştık. Hepimizin iş yapış şekli, yaşama şekli önemli ölçüde değişti. Fakat bana öyle geliyor ki, şu ana kadar yaşadığımız değişim, gelecekte yaşayacaklarımızın yanında çok ufak kalacak. Teknoloji devriminin daha başındayız. Bilgisayarlar, iletişim, yazılımlar hayatımızın hemen her noktasına girecek.

Ben de bu teknoloji devriminin şekillenmesinde şirketimle rol almak istiyorum. Bu konuda çok güzel katkılar yapabileceğimize inanıyorum. Sadece kendim ve şirketim açısından söz etmiyorum; bu işte ülke olarak daha fazla pay alabiliriz. İshak Alaton, yurt dışındaki 200 Türk yatırımcıyı organize ederek, Türkiye’ye 1 Milyar dolarlık sağlık teknolojileri geliştirmek üzere yatırım yapılmasına yönelik bir projeye liderlik ediyor. Önümüzdeki dönemde, tüm alanlarda büyük ilerlemeler yaşanması bekleniyor. İnsansız uçaklar, giyilebilen bilgisayarlar, kanser gibi büyük hastalıklar için ilaçlar, yenilenebilir enerji üreteçleri, elektrikli otomobiller gibi çok sayıda büyük alanda, dünyanın dört tarafında araştırmacılar çalışıyor. Türkiye de bu çalışmalara gün geçtikçe daha fazla dahil oluyor. Yeni bir keşifler çağına girdik. Bu yeni çağa biz de katkı yapalım istiyorum.

Kendi şirketimle ilgili istediğim şeylerden biri de, insanların yaptıkları iş yoluyla Allah’ı tanıdıkları bir iş ortamı oluşturmak. Yanlış anlama olmasın, herkes benim dini inançlarımda olacak diye bir beklentim yok. İsteyen istediği inançta olsun. Fakat en azından aynı inançta olduğumuz insanlar olarak, marifetullaha mesleğimizin içinden erişebilelim istiyorum. Bu nasıl olacak? Bir dini cemaat kurma niyetinde değilim. Doğal ve özgür bir şekilde, insanların kendi inançlarını dışa vurabilecekleri, sanatlarını bununla şekillendirebilecekleri bir ortamda, bunun kendiliğinden gerçekleşeceğini umuyorum. Zaten başka türlü dıştan empoze edilen bir rol modelle, sosyal baskılarla bir marifetullah kültürünün oluşması, marifetullahın kendisine aykırı. **Allah’ı kalp ve akıl yoluyla tanımanın ancak özgürlük içinde mümkün olduğuna inanıyorum. **

Özgürlük ortamı, tüm ahlaki erdemlerin ön şartı. Paylaşımcılık, yardım etme, toplumsal güven bunlar da ancak özgür bir ortamda oluşabilir. İnsanların, fark etmeden de olsa, sosyal normları karşılamak için uğraştığı bir ortamda, gerçek anlamıyla samimi güven, paylaşımcılık, diğerkamlık gibi sevgiye dayanan kişilik özelliklerinin gelişeceğine inanmıyorum. Sosyal normlar yoluyla bu duyguların oluşturulması ancak parçalı bir şekilde olabilir. Mesela, grup üyeleri kendi içlerinde paylaşımcı olur, ama dışarıya karşı paylaşımcı olmaz. Bu ise aslında bu yeteneğin kişinin özüne ait olmadığından kaynaklanır; çünkü sevgi parçalanamayan bir yetenektir.

Bunlar, işle ilgili hayallerimden bir kesit. Olur mu olmaz mı, göreceğiz. Olmasa bile, en azından, bu yolda hayaller kurmak ve çabalamak bile güzel bir şey. Hiç olmazsa, Hacca giden karıncanın misalindeki gibi denemek istiyorum.

Sizin de paylaşmak istediğiniz hayaller var mı? Yeni bir şirket, dernek veya bir topluluk kurmaya yönelik hayalleriniz var mı? Lütfen, yorumlarınızı ve görüşlerinizi bizimle aşağıdaki yorum kısmından paylaşın… Teşekkürler

 Blog    23 Jun, 2011

Copyright © Mert Nuhoglu 2011

Mert Nuhoglu is a Trabzon-born programmer and data scientist.

You may also like...